4 Kasım 2014 Salı

OKUDUM 17#RESİMLİ ADAM -RAY BRADBURY

Okumamın üzerinden birkaç gün geçmesine rağmen yeni yorumlayabildiğim BRADBURY'nin bu muhteşem kitabıyla tekrar karşınızdayım.Benim de çok sevdiğim bir yayınevi olan İthaki yayınlarından çıkan bu kitap 18 öyküden oluşmakta.Konusu ise hayli ilginç :vücudunda dövmeler bulunan bu adam çok huzursuz çünkü gece olunca bu resimler hareket ederek öyküler anlatmakta ve yeni tanıştığı bir adam gece boyunca uyumayıp bu öyküleri izliyor.Öykünün içinde öykü var diyebilirim bu anlamda.Benim çok beğendiğim hikayelere gelecek olursak:

Gün Geldi Devran Döndü
Irkçılığa gönderme yapılan bir hikaye.Olay 1965 yılında geçiyor.20 yıl önce yani 1945 yılında dünyadan marsa gönderilen siyahiler aradan geçen onca yıl sonra beyazların marsa gelmesiyle öfkeleniyorlar.Hatta içlerinden bazıları bir zamanlar dünyada siyahilere yapılan muameleyi bu sefer marsta beyazlara karşı yapmayı planlıyorlar.

Daha sonra gelen beyazlardan : siyahileri marsa gönderdikten sonra 3.dünya savaşı çıktığını,her yerin bombalandığını artık her yerde radyasyon olduğunu ve dünyanın yaşanılası bir yer olmadığını ve bu nedenle marsa geldiklerini öğreniyorlar.

Hikaye Willie'nin şu sözleriyle bitiyor:
"Bana öyle geliyor ki bugün beyaz adamı ilk kez gerçekten gördüm.Onu tüm açıklığıyla gördüm."

Tilki ve Orman
Bu hikayede ise 2155 yılında ufak bir sokakta yaşayan bir çift anlatılıyor.Bu adam ve eşi korkunç bir savaşla ,süper ötesi hidrojen bombalarıyla,sansürle,ölümle karşı karşıya o yıllarda.Çiftin geçmişe kaçmaları ve arkalarından takip eden adamı kötü sanıp kurtulmaya çalışmaları anlatılıyor.Öykünün sonunda ise takip eden adamın gerçek niyeti anlaşılıyor.

Betoniyer
Marslıların dünyaya savaş açması konu alınıyor.Ettil adlı bir marslının dünyadan gelen kitapları okuması ve marslıların dünyaya savaş açtıktan sonra dünyadan  gelen Rick,Mick gibi kısa adı olan birisinin Marsı ele geçireceğini okuduğu ve buna inandığı içi,n savaşta yer almak istemiyor.Kısa adı Rick olan bir dünyalıyla tanışması ve Rick 'in marsı ele geçireceklerini ve ürettikleri şeylerle dünyaya bağımlı hale getireceklerinin anlatlıdığı bir hikayeydi,ana konusu ise kapitalizm.

Benim beğendiğim öyküler bunlardı,eğer bu tarz bilim kurgu kitaplarını seviyorsanız okuyun derim:)

2 Kasım 2014 Pazar

OKUDUM 16#BİZİM ATATÜRK-AHMET AKGÜL



29 ekim Cumhuriyet Bayramında yapılacak en anlamlı şeylerden biri atamız ile ilgili bir kitap okumaktır sanırım ve bende öyle yaptım.Ahmet AKGÜL ortaya çok güzel bir eser çıkarmış zira Mustafa Kemal ATATÜRK'ün belki de hiçbir yerde duymadığımız bilgileri vardı kitapta.Lafı fazla uzatmadan kitapta yer alan ve benim de ilgimi çeken yerleri sizinle paylaşmak isterim:


-Makbule Hanım,soyadı kanunu çıktığında "ATADAN"soyadını almıştı.Atatürk soyadı hiçkimseyle,öz kızkardeşiyle bile paylaşılamazdı!

-Tıpkı İsmet Paşa'nın annesi,sevgili dostumuz Erdal İnönü'nün ninesi Cevriye Hanım'ın da "TEMELLİ" soyadını aldığı gibi...İnönü ismi ,annesi için geçerli olamıyordu.

-Atatürk 'ün ,babası Ali Rıza Efendi'yi küçük yaşta yitirdiğini hepiniz biliyorsunuz.Peki,Zübeyde Hanım'ın yeniden evlendiğini biliyor musunuz?Belki bunu da duymuşluğunuz vardır da,Atatürk'ün üvey babasının adını bilen var mı aranızda?
Söyleyeyim:Ragıp Efendi.
Ragıp Efendi'nin ,başka bir hanımdan iki oğlu vardı:Hasan ve Süreyya.
Atatürk'ün üvey kardeşi Hasan da ,tıpkı Ali Rıza Efendi gibi gümrük memuruydu.Süreyya'nın intihar ettiği söylenir.
İşte ünlü Fikriye Hanım da ,o Ragıp Efendi 'nin kardeşi Albay Hüsamettin Bey'in kzıdır.

Evet bu ve bunun gibi daha birçok bilinmeyen vardı bu kitapta,Atamızı daha yakından tanımak için alın okuyun derim...



OKUDUM 15#GOLEM VE CİN-HELENE WECKER

Yine uzun zaman önce okuduğum golem ve cin ile karşınızdayım.Öncelikle şunu söylemeliyim kitabı çoooook beğendim.Gerek  konusu gerekse alışık olmadığımız karakterlere hayat vermiş olması açısından Helene WECKER'i tebrik ederim,ki hayal dünyamıza golem gibi bir karakteri kazandırdı.
Konusu hayli ilginç geldi bana,şöyleki: karakterlerden biri cin diğeri ise golem,adından da anlaşılığı gibi:)

Yıllar yıllar önce bir ibriğe hapsedilmiş cin ve yalnızlık çeken bir adam tarafından yaşlı bir adama yaptırılan golem..
Cin kaslı ve yakışıklı bir adam ,golem ise uzun boylu ve oldukça güçlü bir kadın..
Cin ve golem haricinde yazarın yarattığı büyücü karakteri,golemi yapan kişi,meryem ,salih ,suriye mahallesi gibi ögelerde dolu doluydu hiçbir şey havada kalmadı bence.
Ayrıca kitabın sonunu çok beğendim ,yani eden bulur sözü tekrar hayat buldu Helene'nin kalemiyle:)
Fazla spoiler vermek istemiyorum ki kendimi zor tutuyorum zira anlatacak çok şey var.Eğer değişik tarzda bir hikaye okumak isterseniz bence mutlaka okumalısınız ,ben çok beğendim.Ayrıca sayfa sayısı da korkutmasın zira çok akıcı bir kitap.
Herkese iyi okumalar:)



Bu arada golem  efsanelerde ruhu olmayan genelde kilden veya topraktan oluşturulan bir canlıdır.Musevi folklorunda sıkça rastlanan golem genellikle insan şekli verilmiş çamurlardan oluşur.Ve efsanelere göre sahibini korumak için yapılmakta ve gücünden yararlanılmaktaymış.

1 Kasım 2014 Cumartesi

OKUDUM 14#GÖZLERİNİ SIMSIKI KAPAT

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba..Bu birkaç günde hatta hafta demeliyim sanırım,bir çok kitap okudum elbette fakat bir türlü bloğa girip yorum yazamadım mevsim mi etkiledi noldu anlamadım büyük bir tembellik var üstümde .
Her neyse kitaba gelecek olursak bildiğiniz gibi polisiye kitabı 'Gözlerini Sımsıkı Kapat'.Daha önce John VERDON'un Aklından Bir Sayı Tut isimli kitabını okumuş ve çok beğenmiştim .Yazara uzun bir ara verdikten sonra bu kitapla tekrar buluştuk ve ben çok memnun oldum bu buluşmamızdan:) Gerek konusu gerekse hikayedeki psikolojik ayrıntılar ilgimi çekti diyebilirim.Zaten polisiye kitaplarda özellikle katilin ya da sorunlu kişilerin psikolojisine değinilince ilgimi bir tık daha fazla çekiyor .
Hikayeye gelecek olursak düğün günü başı kesilerek öldürülen bir gelin ile başlıyor.Gelin şu şekilde bulunuyor:başı gövdesinden ayrılmış,gövdesi sandalyede başı ise masada gövdesine bakar vaziyette...Offf şu an bile içim ürperdi...
Önceki kitabı okuyanlar zaten dedektif Dave GURNEY'i tanıyorlardır.Bu hikayede zaten GURNEY üzerinden anlatılıyor yine.Kitapta psiklolojik ögeler var demiştim.Tam da bu noktada şunu söyleyeceğim:gelin sosyopat ,eşi ise psikiyatrist.Neyse ben spoiler vermeden sosyopat neymiş araştırdığım kadarıyla paylaşayım:


Sosyopat başka bir deyişle anti sosyal kişilik bozukluğu "Teşhis için temel özellik ,çocukluk veya ilk ergenlik çağında başlayıp yetişkinlik çağında da devam eden,diğer insanların hakları ile ilgili daimi bir umursamazlık ve ihlal seyridir."  Yani sosyopatlar karşısındaki kişiye empati duymaktan yoksundurlar.
Antisosyal kişilik bozukluğu olan kişilerde genel anlamda görülen bozukluklar ise şu şekildedir:
-Yalan söylemede ısrar ve hırsızlığa eğilim
-Diğer kişilerin haklarını ihlal etme
-Empati eksikliği,
-Alkol ve uyuşturucu madde kullanımına yatkınlık
-Daimi olarak endişe,sinirlilik ve moral bozukluğu hali(disfori)




Peki Nasıl Teşhis Ediliyor?
Her ne kadar 18 yaşına kadar teşhis edilemese de özellikle çocuklarda bazı belirtiler antisosyal kişilik bozukluğunun sinyallerini vermekte.Bu semptonlar ise:
normalden uzun bir süre devam eden yatağını ıslatma,hayvanlara eziyet ve piromani (yangın çıkarma hastalığı yani yangın çıkarma hususunda kontrol edilemez bir isteğe sebep olan akıl hastalığı)


Evet benim anlatacaklarım bu kadar eğer polisiye romanlardan hoşlanıyorsanız ve psikolojik ögeler ilginizi çekiyorsa bu kitabı okuyun derim.:))

25 Ekim 2014 Cumartesi

#GÜZ OKUMA ŞENLİĞİ İLK AY RAPORUM

10. Kategori (10 puan): Beyaz perdeye aktarılmış bir kitap.
Kitap Hırsızı-Markus ZUSAK-Martı-574 sf

18. Kategori (10 puan): 2014 yılında çıkmış bir kitap (Yabancı kitaplar için Türkiye’de ilk baskısını 2014’te yapması da kabulümüzdür).
Ardında Bıraktığın Kadın-Jojo MOYES-Pegasus-509 sf

19. Kategori (Her kitap 10 puan, 2 kitabı da okuyana ekstradan 20 puan, toplam 40 puan): İsminde bir şehir/ülke adı geçen bir kitap ve buna ek olarak o şehrin yer aldığı ülke edebiyatından bir kitap. 
Paris'te Balayı-Jojo MOYES-Pegasus-138 sf

20. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 20 puan, toplam 50 puan): Aynı yazardan 3 kitap ama dikkat! Aynı seriye ait kitaplar kapsam dışı. Aynı yazarın üç farklı serisinden birer kitap olur tabii.  
Anansi Çocukları-Neil GAİMAN-İthaki-383 sf

21. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 20 puan, toplamda 60 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.
Sol İnvictus-Giftos Leo-Sonsuz-636 sf
Kocan Kadar Konuş-Şebnem BURCUOĞLU-Dex Plus-218 sf
Bayan Peregrine'nin Tuhaf Çocukları-Ransom RİGGS-Sayfa6-358 sf
Golem ve Cin-Helene WECKER-Doğan Kitap-636 sf

22. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 70 puan): İsminde aynı kelimenin geçtiği üç kitap.
Resimli Adam -Ray BRADBURY-İthaki-337 sf

okuduğum kitap sayısı 9 puan=9x10=90
toplam sayfa sayısı 3789  puan:37
21.kategoriyi tamamladığım için ekstra 20 puan
toplam puanım 147

2 Ekim 2014 Perşembe

OKUDUM 13#KİTAP HIRSIZI-MARKUS ZUSAK

Kitap Hırsızı'nı okuyalı birkaç gün olmasına rağmen ancak fırsat bulabildim yorumumu yazmaya.Kitap Markus Zusak'ın okuduğum ilk kitabıydı o nedenle başta tereddüt etsemde (acaba dili nasıl kurgusu nasıl diye)yapılan olumlu yorumlara daha fazla kayıtsız kalamadım ve bu güzelliği alıp okudum.İyki de okumuşum çünkü hikaye Nazi Almanya 'sında geçiyor ki bu benim en çok ilgimi çeken konulardan biri.Kitapta ilk etapta ilgimi çeken ikinci şey ise kapak tasarımı oldu o renkler ,o kabartmalar,o kız ,o azrail...
Kapaktan da anlaşılacağı üzere kitap hırsızımız bir kız (Liesel),anlatıcımız ise Azrail(evet çok orjinal bir fikir hele o dönem ölen binlerce yahudi düşünülünce)
Kitap Hırsızı,annesi ve küçük erkek kardeşiyle evlatlık verileceği eve doğru yaptıkları tren yolculuğuyla başlıyor hikaye ve bu tren yolculuğunda kardeşi ölüyor.Hırsızlık ise kardeşinin gömülmesi sırasında mezarcı çocuğun düşürdüğü Mezarcının El Kitabı adlı kitabını düşürüp,bunu çalmasıyla başlıyor.Özellikle söylemek istediğim bir şey var o zamanlar Liesel henüz okumayı bilmiyor.
BUNDAN SONRASI SPOİLER İÇERİR HENÜZ OKUMAYANLAR HEMEN ES GEÇİN BURAYI!!!!
Evlatlık verildiği aile (Hans ve Rosa) özellikle Hans ile Liesel 'in arası çok iyi.Birlikte kitap okuyorlar hatta okumayı öğrenmesinde babasınında yardımları var.Ki bu benim çok hoşuma gitti:)
Kitapta sıklıkla arkadaşı Rudy ile Liesel 'in hırsızlıklarına şahit oluyoruz.Kitapların yanında karınlarının ağrımasına neden olan elma da dahil buna.
En çok hoşuma giden yerler ise valinin karısından çaldığı bölümlerdi.İtiraf etmeliyim ki o kütüphanenin valinin karısı ve oğluna ait olduğunu öğrendigmde çok şaşırdım.
Beni en çok etkileyen bölümler ise evinde sakladıkları yahudi Max'ın Liesel ile olan diyalogları ve Liesel 'in Max'a olan bağlılığı ,hastayken getirdiği hediyeler...
Bombalamadan tesadüfen sığınakta olduğu için kurtulan ve tanıdığı herkesi kaybeden Liesel 'in Kitap Hırsızı'nı yazmasıyla ve o kitabı azrail'in alıp yıllar yıllaar sonra Liesel artık torun sahibiyken Avustralya 'da canını almaya geldiği esnada Kitap Hırsızı 'nı Liesel'e vermesi ile süpriz bir şekilde son buluyor.

ALTI ÇİZİLENLER:
Yahudiler Dachau'ya toplama kampına gidiyorlardı."Bu iki hafta eder diye yazacaktı daha sonra bodrumda."Dünyayı değiştirmek için iki hafta ve herşeyi mahvetmek için on dört gün"
......................................
Tuhaf,ufak tefek bir adam vardı.Hayatıyla ilgili üç önemli detaya karar vermişti.
Saçlarını diğer herkesin taradığının aksi yöne tarayacaktı.
Kendine küçük ,tuhaf bir bıyık bulacaktı.
Birgün dünyaya hükmedecekti.
Genç adam oldukça uzun süre dünyayı nasıl ele geçireceğini düşünerek ve planlayarak dolaştı.Sonra birgün aklına geldi.Mükemmel bir plan!Çocuğuyla birlikte yürüyen bir anne görmüştü.Kadın çocuğu uzun uzun azarlamıştı.Sonunda çocuk ağlamaya başladı.Annesi birkaç dakika onunla çok yumuşak bir şekilde konuştu ve sonunda çocuk sakinleşip gülümsedi.
Genç adam kadına koşarak ona sarıldı."Kelimeler"diye sırıttı.
"Ne?"
Ama cevap gelmedi.
Adam çoktan gitmişti.
Evet,Führer dünyaya kelimelerle hükmetmeye karar vermişti."Asla silaha sarılmayacağım"dedi."Buna gerek kalmayacak"Ancak acelesi yoktu.En azından hakkını verelim hiç de aptal bir adam değildi.İlk saldırı planı vatanın olabildiğince büyük bölümüne kelimeler yaymaktı.
Onları gece gündüz ekip yaydı.
Büyümelerini izledi.zaman içinde büyük kelime ormanları bütün Almanya 'ya yayıldı.Almanya artık ekilmiş düşüncelerden oluşan bir ülkeydi.
..............



26 Eylül 2014 Cuma

GÜZ OKUMA ŞENLİĞİ LİSTEM

1. Kategori (10 puan): İsminde sonbahar mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen veya olayların güzün geçtiği bir kitap. 
Yağmur Sonrası-Sarah JİO

2. Kategori (10 puan): Sadece tek bir kitabını okuduğunuz ve sevdiğiniz bir yazardan bir kitap.
Dublörün Dilemması-Murat MENTEŞ

3. Kategori (10 puan): Bir deneme veya inceleme veya gezi kitabı.
Mimoza Sürgünü-Nazan BEKİROĞLU

4. Kategori (10 puan): Adında bir meslek geçen bir kitap.
Doctor Who-Shada-Gareth ROBERTS

5. Kategori (10 puan): Nobel ödüllü bir yazardan bir kitap.
Benim Adım Kırmızı-Orhan PAMUK

6. Kategori (10 puan): İngiliz edebiyatından bir kitap.
Dalgalar- Virginia WOOLF

7. Kategori (10 puan): Türk bir yazardan bir öykü kitabı.
Kitab-ı Aşk-İskender PALA


8. Kategori (10 puan): Fantastik kurgu/bilim kurgu/distopya/steampunk vb. türde bir kitap.
Kralların Çarpışması-I-George R.R. Martin

9. Kategori (10 puan): Yasaklanmış bir kitap.
Fahrenheit 451-Ray BRADBURY

10. Kategori (10 puan): Beyaz perdeye aktarılmış bir kitap.


Kitap Hırsızı-Markus  ZUSAK

11. Kategori (10 puan): Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk hakkında bir kitap.

Bizim Atatürk-Ali KUZU

12. Kategori (10 puan): 12. Hayatının herhangi bir döneminde öğretmenlik yapmış bir yazardan bir kitap.
Kerbela- Sinan YAĞMUR

13. Kategori (10 puan): Türkiye'de herhangi bir edebiyat ödülü kazanmış bir kitap. 
-
14. Kategori (10 puan): 700 sayfadan uzun bir kitap.

Taht Oyunları-George R.R. MARTIN

15. Kategori (10 puan):Artık aramızda olmayan bir yazardan bir kitap.
Arı Kovanına Çomak ;Sokan Kız-Steıg LARSON



16. Kategori (10 puan): Polisiye/gerilim/korku vb. türde bir kitap.


Gözlerini Sımsıkı Kapat-John VERDON

17. Kategori (10 puan): Bir aşk romanı.
İlk Son Öpücük-Ali HARRIS

18. Kategori (10 puan): 2014 yılında çıkmış bir kitap (Yabancı kitaplar için Türkiye’de ilk baskısını 2014’te yapması da kabulümüzdür).

Ardında Bıraktığın Kadın-Jojo MOYES

19. Kategori (Her kitap 10 puan, 2 kitabı da okuyana ekstradan 20 puan, toplam 40 puan): İsminde bir şehir/ülke adı geçen bir kitap ve buna ek olarak o şehrin yer aldığı ülke edebiyatından bir kitap. 
Paris'te Balayı-Jojo MOYES
Denizler Altında 20.000 Fersah-Jules VERNE

20. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 20 puan, toplam 50 puan): Aynı yazardan 3 kitap ama dikkat! Aynı seriye ait kitaplar kapsam dışı. Aynı yazarın üç farklı serisinden birer kitap olur tabii.  
Anansi Çocukları -Neil GAIMAN
Mezarlık Kitabı-Neil GAIMAN
Yolun Sonundaki Okyanus-Neil GAIMAN

21. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 20 puan, toplamda 60 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.


Sol İnvictus Virgülden Önce-Giftos LEO (yazarları türk olduğu için bu kitabı seçtim)

Kocan Kadar Konuş-Şebnem BURCUOĞLU
Bayan Peregrine'nin Tuhaf Çocukları-Ransom RİGGs
Golem ve Cin-Helene WECKER

22. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 70 puan): İsminde aynı kelimenin geçtiği üç kitap.
Resimli Adam-Ray BRADBURY
Görünmez Adam-H.G. WELLS
Hayalet Adam-Roger HOBBS

23 Eylül 2014 Salı

YAZ OKUMA ŞENLİĞİ 3 AY SONU RAPORUM

1. Kategori (10 puan): İsminde yaz mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen veya olayların yazın geçtiği bir kitap. 
YAZ-Kürşat BAŞAR-Everest-328

2. Kategori (10 puan): Sadece tek bir kitabını okuduğunuz ve sevdiğiniz bir yazardan bir kitap.
Ölüm İçgüdüsü-Jed RUBENFELD-Koridor-505

3. Kategori (10 puan): Bir şiir kitabı.
Safahat-Mehmet Akif ERSOY-Kent-560

4. Kategori (10 puan): Adında bir sayı geçen bir kitap.
Bir Dilekle Başladı Herşey-Debbie MACOMBER-Martı-495


6. Kategori (10 puan): Nobel ödüllü bir yazardan bir kitap.
Açlık -Knut HAMSUN-Müjde-193

7. Kategori (10 puan): Fransız edebiyatından bir kitap.
Üç Silahşörler-Alexandre DUMAS-Gonca-264

9. Kategori (10 puan): Yabancı bir yazardan bir öykü kitabı.
Lanetin Uyanışı-H.P.LOVECRAFT-Tutku-356

10. Kategori (10 puan): Fantastik kurgu/bilim kurgu/distopya/steampunk vb. türde bir kitap.
Cesur Yeni Dünya-Aldous HUXLEY-İthaki-333

11. Kategori (10 puan): Yasaklanmış bir kitap.
Bülbülü Öldürmek-Harper LEE-Altın Kitaplar-342 sf


12. Kategori (10 puan): Beyaz perdeye aktarılmış bir kitap.
Aynı Yıldızın Altında-John GREEN-Pegasus-417

14. Kategori (10 puan): Kütüphaneden veya bir tanıdığınızdan ödünç aldığınız veya sahaftan aldığınız bir kitap.
Hayalevinin Son Kapısı-Robert LİPARULO-Martı-352

15. Kategori (10 puan):Bir masal kitabı.
Peter Pan-J.M.BARRIE-Zuhal Yayınları-96

16. Kategori (10 puan): Herhangi bir edebiyat ödülü kazanmış bir kitap.
Kıyamet Kitabı-Connie WILLIS-İthaki-580

17. Kategori (10 puan): Bir biyografi/otobiyografi kitabı.
Dünyayı Döndüren Adam Galileo-Alfred Engelbertoviç Ştekli-Etkin Yayınevi-400 sf

18. Kategori (10 puan): Bir tiyatro oyunu.
Gülnihal-Namık KEMAL-Kent Yayıncılık-160 sf

19. Kategori (10 puan): Halen yazmaya, üretmeye devam eden bir edebiyatçıdan (yazar, şair, araştırmacı...) bir kitap.
Adaletin Gizli Mezarlığı-Ted DEKKER-Martı-480

20. Kategori (10 puan): Polisiye/gerilim/korku vb. türde bir kitap.
Ölüm Üstadı-Arıana FARNKLİN-Format-536 sf

21. Kategori (10 puan): Bir aşk romanı.
Aşkın Meali II-İbrahim ve Hacer-Sinan YAĞMUR-Karatay Akademi-281 sf

23. Kategori (10 puan): Mektuplardan veya anılardan oluşan bir kitap.
Milenaya Mektuplar-Franz KAFKA-Tutku-391

24. Kategori (10 puan): Daha önce okuyup da tekrar okurum dediğiniz bir kitap.
Sen Git Aşk Bana Kalsın-Mehmet COŞKUNDENİZ-Neden-160

25. Kategori (10 puan): Yabancı dilde bir kitap veya orijinal dilinde okumayı gönlünüzden geçirdiğiniz bir kitap.
Muhteşem Gatsby-F.SCOTT FITZGERALD-Martı-208 sf

26. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 15 puan, toplamda 45 puan): 3 kitaplık bir seri veya aynı seriden 3 kitap.
Bir Yumak Mutluluk-Debbie MACOMBER-Martı-479 sf
Bahçemde Yaşaren Umtlar-Debbie MACOMBER-Martı-478 sf
Mucizeler Dükkanına Dönüş-Debbie MACOMBER-Martı--480 sf

27. Kategori (Her bir kitap 10 puan, iki kitap da okunursa ekstradan 30 puan, toplamda 50 puan): İsminde zıt anlamlı kelimeler olan iki kitap.

Cehennem-Dan BROWN-Altın Kitaplar-576 sf
Babamın Cenneti-Arıal SABAR-Sonsuz-432 sf

28. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplamda 60 puan): Goodreads’in “Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap” listesinden 3 kitap.
Jane EYRE-Charlotte BRONTE-Gonca Kitapları-260 sf
Koku-Patrick SUSKIND-Can-263 sf
Aşk ve Gurur-Jane AUSTEN-Altınpost Yayıncılık-472 sf

29. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplamda 70 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.
Bataklıkta Geceyarısı-Nora ROBERTS-Epsilon-414
Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet Gezer-Laurent GOUNELLE-Pegasus-447 sf
Tutunamayanlar-oĞUZ ATAY-İletişim-724 sf
İskender-Elif ŞAFAK-Doğan Kitap-443sf

30. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 50 puan, toplamda 80 puan): 17., 18. ve 19. yüzyılda yazılmış birer kitap.
Macbeth-SHEAKSPEARE-Kent Yayıncılık-144 sf
Robinson CRUSOE-Daniel DEFOE-Gonca Kitapları-233 sf
Akıl ve Tutku-JANE AUSTEN-Tutku-368 sf

Toplam 36 kitap okuduğumdan 36x10=360
Toplam sayfa sayısı=13550  puanı=135
Son kategorileri tamamladığımdan ekstra puan=155
Toplam Puanım=650

16 Eylül 2014 Salı

OKUDUM 12#CESUR YENİ DÜNYA -ALDOUS HUXLEY

Distopik romanlar okumayı her zaman çok sevmişimdir.Bu sefer bu harika hayal ürününü şimdiye kadar niye okumadım diye hayıflanmıycam çünkü eğer daha erken okumuş olsaydım bu denli yer etmezdi bende.EEE herşeyin yeri ve zamanı vardır diye boşuna denmemiş.
Kitabın tanıtımını yapmak isterdim fakat David BRADSHAW kadar iyi anlatamazdım sanırım.O yüzden yazmış olduğu tanıtımı sizinle paylaşıyorum:
İlk olarak 1932'de yayınlanan Cesur Yeni Dünya "FS. 632'de,bu istikrar yılında" geçmektedir yani Amerikan araba kodamanı Henry Ford'un (1863-1947)'un gelişindden 632 yıl sonra,Henry Ford ki onun çok başarılı olan  T modeli taşıma bandı ve uzmanlaşmış emek gibi salt toplu üretim yöntemleriyle üretilmiş ilk otomabildi.
Ford,Dokuz Yıllık Savaşla büyük ekonomik bunalımın çifte felaketinden sonra kurulmuş bir küresel kast sistemi olan Dünya Devleti'nin önde gelen ilahıdır,onun endüstri felsefesi de bu düzen içindeki hayatın her yönüyle hükmeder.
Dünya Devleti'nin istikrarı,biyolojik mühendislik ve insanı her yönüyle koşullandırmanın terkibiyle sağlanır.Bu devletin standartlaştırılmış iki milyar yurttaşı sadece on bin soyadını paylaşır,dünyaya da doğarak gelmemişlerdir,önceden belirlenmiş rollerini yerine getirmek üzere "kulıçka"dan çıkarılmışlardır.Politik gövdedeki hücrelerden öte birşey değillerdir.

............................................
Benim kitapta en çok ilgimi çeken şey ise oluşturulan ırklardı.Şöyle ki; 
Dünya Devleti'nin on bölgesi var ve bunlar Yerel Dünya Denetçisi tarafından yönetiliyor.Mustafa Mond yani fordhazretleri,Londra merkezli Batı Avrupa bölgesinin denetçisidir.En alt kademede Epsilon-Eksi Yarı Moronları bulunur ve bu ırk hiyerarşik bir şekilde artar fordhazretlerinin hemen altında ise Alfa-Artı entellektüel kastı bulunur.Dünya Devletinin sınırları dışında yaşamasına izin verilen diğer tek insanlar da çeşitli Vahşi Ayrı Bölgelerinde yaşayanlardır.Bu ırk Fordgil cehenneminden elektrikli tellerle ayrılmakta  hala evlenebilmekte ve çocuk doğurabilmekte ve ölmektedirler.
Kitapta New Mexico'daki Ayrıbölgeyi ziyaret eden Alfa-Artı Bernard Marx,John adlı vahşiye rastlarve onu Lonra'ya getirir.John ilk başta yeni dünya karşısında coşkuya kapılsa da kısa süre sonra Dünya Devleti'nce hayal kırıklığına uğratılır ve John'ın perspektifinden F.S. 632 'nin eksiksiz,totaliter dehşeti teyit edilir.

ARKA KAPAK YAZISI:
"Cesur Yeni Dünya" bizi "Ford'dan sonra 632 ylına" götürür.Bu dünyanın cesur insanları kapısında "Cemaat,Özdeşlik,İstikrar" yazan Lonra Merkez Kuluçka ve Şartlandırma Merkezi'nde üretilirler.Kadınların döllenmesi yasak ve ayıp olduğu için ,'annelik' ve 'babalık' pornografik birer kavram olarak görülür.Toplumsal istikrarın temel güvencesi olan şartlandırma-hipnopedya-uykuda eğitim- ile sağlanır.Hipnopedya sayesinde herkes mutludur;herkes çalışır ve herkes eğlenir."Herkes ,herkes içindir."
"Cesur Yeni Dünya"nın önemi yalnızca ardılları için bir standart oluşturması ve karamsar bir gelecek tasarımının güçlü betimlemesiyle değil,aynı zamanda 'birey yok edilse de süren macerasının ' sağlam bir üslupla anlatılmasıyla da ilgili.Huxley yapıtını ütopya geleneğinin kuru anlatımının dışına çıkarıp 'iyi edebiyat' kategorisine yükseltiyor.

ALTI ÇİZİLENLER:
"Mideni bozan bir şey mi yedin?" dedi Bernard.
Vahşi,başıyla doğruladı."Uygarlık yedim."
"Ne?"
"Zehirledi beni uygarlık;kirlendim.Sonra da."diyerek daha alçak sesle ekledi."içimdeki kötülüğü yedim"


.................................
Dışarıdaki diğer odada Vahşi,bir aşağı bir yukarı volta atıyor,sihirli sözcüklerin davullarıyla ve müziğiyle uygun adım yürüyordu." Çalıkuşu da yapar bunu ve küçük altın rengi sinek gözümün önünde kapılır şehvete"Sözcükler ,kuşaklarında çıldırtırcasına gümbürdüyordu."Ne kokarca ne de kirlenmiş at,böyle gürültücü bir iştahla şehvetlenir.Üst tarafı kadın olsa da,belden aşağısı Kentauros'tur.Tanrı mirasıdır belden yukarısı.Altıysa zebaniler mekanı.:Cehennem orada sülfür kuyusu da,yanar kuyu durmadan,haşlar,leş kokar;ve ölüm ;ayıp ,utanmanız yok mu hiç,ayıp,iğrenç,iğrenç!Biraz miskkedisi yağı ver bana,sevgili eczacı,hayalgücüm tatlansın!"


10 Eylül 2014 Çarşamba

OKUDUM 11# KIYAMET KİTABI -CONNIE WILLIS

Uzuun zamandır okumayı beklediğim kitabı nihayet aldım ve okudum ve açıkçası şu zamana kadar niye okumadım diye de üzüldüm.Kitap 1992 yılında kaleme alınmış ve sayısız ödül kazanmış.Kurgusu harika olan bu hikaye 2054 yılında tarihçilerin geçmiş zamana dönüş yaptığı bir laboratuarda Kivrin adlı tarihçi bir kızın Ortaçağ a gitmek istemesi ve gönderme sırasında meydana gelen zaman kayması sonucunda vebanın hüküm sürdüğü 1348 yılına gitmesini konu alıyor.O yılların İngiltere'si ,vebanın meydana getirdiği büyük hasar çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriliyor.Yazarın dili o kadar güzel ve etkileyici ki çeviri olmasına rağmen  hikaye beni çok etkiledi.Aslında roman bilim kurgu kategorisine girmesine rağmen bence bir o kadar da tarihi bir romandı.Gerçi her iki koşulda da ilgilendiğim kategorilere giriyor:)Özellikle acaba nasıl olur dediğim ilginç ve bir hayli de korkutucu gelen zamanda yolculuk meselesi çok ilgimi çekti.
İçim içimi yese de çok fazla spoiler vermek istemiyorum bence hemen alın okuyun bu kitabı.(okumuş olanlar zaten şuan hislerime ortaktırlar)

Bu arada kitapta geçen Kivrin 'in baktığı küçük Agnes'in atının adı SARACEN  ve anlamı haçlı seferleri sırasında Müslümanlara verilen isimmiş
Ayrıca Kivrin 'in Ortaçağ için kendine bulduğu isim Isabel de BEAUVRIER fakat Katherine oluyor:)

Arka Kapak Yazısı:
İlk olarak 1992 'de yayımlanan ve tüm zamanların en iyi bilimkurgu eserlerinden biri olarak gösterilen Kıyamet Kitabı,Hugo,Nebula ve Locus ödüllerini almış,Arthur C. CLARKE ve BSFA ödüllerine de aday gösterilmiştir.
Bugüne kadar 11 Hugo ve 7 Nebula ödülü kazanan ünlü bilimkurgu yazarı Connie Willis ,2011'de Amerikalı Bilimkurgu ve fantezi yazarları Derneği tarafından Yaşam Boyu başarı ödülüyle onurlandırılmıştır.Bu ödül daha önce Ursula Le Guin,Michael Moorcock,Ray Bradbury ve Isaac Asimov gibi isimlere verilmiştir.
Sadece bilimkurgu okurlarının değil ,tarihi roman hayranlarının da beğeniyle okuyacağı ,sürükleyici bir öykü..Zamanda yolculuk yapıp 1348 yılına,İngiltere'deki Kara Veba salgınının tam ortasına giden Kivrin 'in macerası insanlığın hem geçmişi hem de geleceği üzerine yazılmış en güzel metinlerden biri.


Altı Çizilenler:
 "Tabak kullanmadıklarını biliyor muydunuz?Mançet denen ekmek somunlarını kullanırlarmış tabak yerine ,etlerini yiyip bitirdikten sonra da ekmeği kırıp yerlermiş."



Kitapta vebadan çokça bahsedildiği için bende ufak çapta veba hakkında bulduklarımı sizlerle paylaşmak istedim:
VEBA:
Yersinia Pestisadında bir bakteri tarafından oluşturulan enfeksiyon hastalıklarına verilen genel ada veba deniyor.Lakabı ise "Kara Ölüm".Orataçağda 1347-1353 yılları arasaında Avrupa nüfusunun yarısının ölmesine sebep olmuştur.Günümüzde modern antibiyotiklerle tedavi edilmesine rağmen bazı Asya ve Avrupa ülkelerinde hala görülebilmektedir.
Vebanın dört şekli vardır:
-bubonik
-septisemik
-pnömonik
-gastro-intestinal
 Vebanın farelerden bulaştığı kanısı yaygın olmasına karşın aslında bakteriyi yayn pirelerdir.Fareler ise aslında bu hastalığın ilk kurbanlarıdır.
Hastalığın kuluçka süresi 2-8 gündür.Belirtileri ise: aniden başlayan baş ve sırt ağrıları,ateş,titreme,kusma,nefes darlığı,halsizlik,deri lekeleri,burun kanaması,kan tükürme,kasık ağrısı ve devamlı dalgınlıktır.
Bubonik vebada (hıyarcıklı veba) vücutta özellikle koltuk altı,kasık ve sırt bölgesinde içi kan ve iltihap dolu hıyarcıklar oluşmaktadır.


PEKİ VEBA NASIL YAYILDI?
Çin'de başlayan veba ,1347 'de Kırım'da bir Ceneviz ticaret merkezini kuşatan Kıpçak ordusunun vebalı cesetleri mancınıkla kentin içine atmaasıyla hastalık Avrupa 'ya taşınmış oldu.
Avrupa'nın nüfusunu alt üst deden veba ,Roma Katolik kilsesi için de büyük bir darbe olmuş ve Museviler,Müslümanlar,yabancılar ve dilenciler başta olmak üzere azınlıklara zulmedilmesine yol açmıştır.Günlük yaşamdaki belirsizlikler halkı o günü kurtarmaya itmiş ve bu da Giovanni Boccaccio'nun 1353 'de yazdığı decameron 'a yansımıştır.

DECAMERON
Konuyu araştırırken Decameron'a da bir bakayım dedim ve çok ilgimi çekti sizlerle paylaşmak istedim:
Salgın boyunca tanık olduğu olaylardan etkilenen BOCCACİO ,1348-1351 yılları arasında Decameronda salgın günlerinin Floransa 'sını ele alır.
Decameron,10 gün boyunca anlatılan 100 öyküden oluşur.Günde 10 öykü anlatılır.Her günü bir kral ya da kraliçe yönetir.Bunlar vebasalgınından kaçmak için toplanan yedi genç kadınla (Pampinea,Filomena,Lauretta,Emilia,Ellisia,Fieametta ve neifile) üç erkektir(Panfilo,Filostrato ,Dioneo)
Bu gençler gönüllerince yaşayarak gülüp eğlenmek amacıyla önce Fiesole yakınlarında bir evde sonra bir şatoda kalırlar.Hergün cumartesi ve pazar hariç,öğleden sonra bir öykü anlatılır.Öykünün konusunu o gün kjim kral ya da kraliçe olduysa o belirler.Birinci ve dokuzuncu gündeyse herkes istediği öyküyü anlatır.Böylece 100 öykü tamamlanmış olur.
Decameron Yunanca 'da on ve gün kelimelrinin birleştirilmesiyle oluşturulmuş olup "on günlük bir olay" anlamına gelmektedir.

Evett benim anlatacaklarım bu kadar ama anlatmayla olacak iş değil bu bence kesin alın ve okuyun:)



3 Eylül 2014 Çarşamba

OKUDUM 10# MİLENA'YA MEKTUPLAR-FRANZ KAFKA

Milena'ya mektuplar Kafka 'nın okuduğum ikinci kitabı.Daha önce Dava 'yı okumuş ve çok beğenmiştim bu kitapta aynı şekilde Kafka'ya yakışır bir kitaptı.Kitap adından da anlaşılacağı üzre Kafka'nın Milena JESENSKA'ya yazdığı mektuplardan oluşuyor.Mektuplar Nisan 1920 de başlayıp 25 aralık 1923 'e kadar devam ediyor.
Kitabın ilk bölümü KAFKA'nın Milena'ya mktuplarından oluşuyor,ardından Milena'nın Max BROD'a mektupları geliyor ve en sonunda Milena'nın dört adet yazısıyla devam ediyor.Mektuplarda KAFKA ruh hali ,düşünceleri o kadar güzel bir şekilde aktarmış ki kitap tamamen okuyucuyu kendine çekiyor.Aşağıda vereceğim kitap alıntlarından da bu gayet açık görülebilir:
Altı Çizilenler:
Mektubunuzu almak ve onu uykusuz beynimle cevaplamak zorunda kalmak harika.Yazmaktan başka birşey düşünemiyorum,satırların arasında,gözlerinizi ışığı altında güzel mutlu bir gündeymiş gibi nefesinizin içinde dolaşıyorum.Zihnim hasta ,yorgun olsa da ve pazartesi günü Münih üzerinden ayrılsam da güzel ve mutlukalıyor.

Sonra sizin güzeller güzeli telgrafınız geldi,beni geceye,eski düşmanıma karşı teselli etmek için göndermişsiniz (eğer teselli uzun sürmezse bu sizin hatanız değil,hatalı olan gecelerdir.Bu dünyevi kısa geceler,birini sonsuz geceeden korkutmaya neredeyse yeter)

Bir tanıdıkla karşılaşır ve ona hemencecik iki çarpı ikinin kaç ettiğini sorarsınız ,soru delice gelecektir,öte yandan ilkokulda son derece doğru bir sorudur.

Serçenin odamdaki kırıntıları gagalaması gibi ben de iki mektubu okuyorum:dehşetle,dikkatlice,gözetleyerekve şişinerek.

Çekçenin çok iyi lduğunu anlıyorum,kahkaha attığını da duyuyorum ama mektuplarını deşmeye kelimelerinle kahkahan arasaında çukur açmaya devam ediyorum-ta ki tek bir kelime,duyana kadar,o kelime ki tam da benim özüm:korku.

Başa çıkacak gücüm kalmadığı için hayıflanmıyorum,bu sadece bir çökme durumu.Hayıflandığım şey yeniden inşa edilnesi,hayıflandığım şey azalan gücüm ,doğmuş olmaya hayıflanıyorum,güneş ışığına hayıflanıyorum.

ünlemlerle başlayan ve bilmediğim korkunç şeylerle biten o mektupların yok mu,Milena ,onları okumaya başladığımda sanki tehlike çanları çalıyormuş gibi sarsılıyorum.Okuyamıyorum ve sonra elbette okuyorum onları,aynı susuzluktan ölmek üzere olan bir hayvanın su içmesi gibi okuyorum.Sonra korkuyorum ve korkum giderek büyüyor;altına saklanacağım bir eşya arıyorum;titriyorum,tamamen dünyadan kopmuş bir haldeyim.Mektubunla bir fırtına gibi girdiğin odadan gerisin geri pencereden uçup gitmen için dua ediyorum.Hem fırtınayı odamda tutamam ki;bu mektuplarda hiç şüphesiz Medusa'nın o şahane kafasına sahipsin.Dehşet yılanları başının çevresinde vahşice kıvranırlarken benim kendi başımın etrafındaki korku yılanları daha da azgınca kıvranıp duruyorlar.

Aynı anda aklıma bir şey geldi:birinin evinde buna benzer bir şey okumuştum bir seferinde :"Aşkım yeryüzünün üzerinden geçen ateşli bir sütundur.Şimdi beni sarıp sarmalıyor.Ama kuşatılmış olanlara değil sadece görenlere rehberlik ediyor.
(Artık adımı da yitirdim-giderek küçülüyor ve şimdi sadece bu hale geldi :Senin)

Beni affet!Ve bu akşam yatağa gittiğinde ,sana iyi bir gece diliyorum,beni ve herşeyimi bir anda içine al:herşeyimle mutlu bir şekilde senin içinde dinlenebilirim ancak.

Bu arada,neden  bu son derece belirsiz ve korkunç bir sorumluluk gerektiren durumun işkencesine katlanan insan ben oluyorum ki?Örneğin neden odandaki,sanadalyende ya da masanda otururken ya da uzanırken yahut da uyurken (sana güzel uykular dilerim)tamn karşında duran mutlu gardırop olamıyorum?



Arka Kapak Yazısı:
Kafka Prag 'da tanıştığı gazeteci Milena'nın öykülerini Çekçe'ye çevirmesini ister.Kafka 'nı bu isteği ilişkilerinin başlangıcı ve aralarındaki yazışmanın toplandığı "Milena'ya Mektuplar" adlı eserin ortaya çıkmasına neden olmuştur.Kafka'nın hayatının sonuna kadar süregelen ve bir roman havasında ortaya çıkan bu yazışmalar ümitsizliğin,çaresizliğin ve tıkanmışlığın tasvirine dönüşmüştür.
Kafka'nın da altını çizdiği gibi "mektup yazmak,hayaletlerin önünde soyunmak demektir,çünkü onlarda aç kurtlar gibi bunu bekler zaten.Yazıya dökülen öpücükler yerlerine ulaşamaz ,hayaletler yolda yalayıp yutarlar onları."