Türk Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türk Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Kasım 2014 Pazar

OKUDUM 16#BİZİM ATATÜRK-AHMET AKGÜL



29 ekim Cumhuriyet Bayramında yapılacak en anlamlı şeylerden biri atamız ile ilgili bir kitap okumaktır sanırım ve bende öyle yaptım.Ahmet AKGÜL ortaya çok güzel bir eser çıkarmış zira Mustafa Kemal ATATÜRK'ün belki de hiçbir yerde duymadığımız bilgileri vardı kitapta.Lafı fazla uzatmadan kitapta yer alan ve benim de ilgimi çeken yerleri sizinle paylaşmak isterim:


-Makbule Hanım,soyadı kanunu çıktığında "ATADAN"soyadını almıştı.Atatürk soyadı hiçkimseyle,öz kızkardeşiyle bile paylaşılamazdı!

-Tıpkı İsmet Paşa'nın annesi,sevgili dostumuz Erdal İnönü'nün ninesi Cevriye Hanım'ın da "TEMELLİ" soyadını aldığı gibi...İnönü ismi ,annesi için geçerli olamıyordu.

-Atatürk 'ün ,babası Ali Rıza Efendi'yi küçük yaşta yitirdiğini hepiniz biliyorsunuz.Peki,Zübeyde Hanım'ın yeniden evlendiğini biliyor musunuz?Belki bunu da duymuşluğunuz vardır da,Atatürk'ün üvey babasının adını bilen var mı aranızda?
Söyleyeyim:Ragıp Efendi.
Ragıp Efendi'nin ,başka bir hanımdan iki oğlu vardı:Hasan ve Süreyya.
Atatürk'ün üvey kardeşi Hasan da ,tıpkı Ali Rıza Efendi gibi gümrük memuruydu.Süreyya'nın intihar ettiği söylenir.
İşte ünlü Fikriye Hanım da ,o Ragıp Efendi 'nin kardeşi Albay Hüsamettin Bey'in kzıdır.

Evet bu ve bunun gibi daha birçok bilinmeyen vardı bu kitapta,Atamızı daha yakından tanımak için alın okuyun derim...



31 Ağustos 2014 Pazar

OKUDUM 9#YAZ-KÜRŞAT BAŞAR-YAZ



Daha önce yazarın Başucumda Müzik adlı kitabını okumuştum ve bu tarz kitaplar pek beni cezbetmese de gerçekten beğenmiştim.Bu yaz da hazır bu kitap bu kadar okunurken ve pinuccia 'nın okuma şenliğinde de bu kitabın cuk diye oturduğu bir kategori varken bende okuyayım dedim ama üzülerek söylemeliyim ki bu sefer umduğumu bulamadım.Belki de çok büyük beklentilerle başladığım için bu böyle oldu ya da zamanlamam yanlıştı her neyse kitabı bir günde bitirmeme rağmen beni sarmadı.
Kitaba gelcek olursak,hikaye Kıbrıs'ta başlıyor.Belli sebeplerden ötürü İstanbul'a gelen Murat bir amacını gerçekleştirmek için Kıbrıs'a gelir.Orada çocukluğunu,gençliğini ve onu gördüğü ilk  yazın peşine düşer.Murat annesini hiç görmemiştir.Babasının ise yaşayıp yaşamadığını bile bilmez çünkü babası o dönemlerde Kıbrıs'ta yaşanan  Türk -Rum savaşı sırasında çalıştığı yerden dönmemiştir.
Bunun üzerine İstanbula gelen Murat amcasının yanında yaşamaya başlar ve amcasının vefatıyla bir dergide çalışmaya başlayıp  işte o yaz hayatının aşkını ilk kez gördüğü yazdır ve o günü şöyle tanımlar:
"Sanki yıllar öncesindeki o sabah,onu gördüğüm ,tanıdığım o ilk yaz günü zamanın akışına kapılıp gitmedi de hep benimle kaldı."
KİTAP TANITIMINDAN:
Sanki kapı çalınıp çocukluk arkadaşınız yıllar sonra tekrar çıkagelmiş gibi...
Unuttuğunuz bir anıyı bulmak gibi...
Çok eskide kalmış,yıllar sonra yeniden duyduğunuz anda geçmiş bir zamanı size taşıyan bir şarkı gibi...
Dağ yollarında kaybolduktan sonra birdenbire,bir dönemeçte denizle karşılaşmak gibi...
Yaz...bitmesini hiç istemediğim eşsiz anlar ve hiçbirşeyin ,hiç kimsenin sonsuza dek benimle kalmayacağını anladığım ayrılıklar mevsimi...
ALTI ÇİZİLENLER:
Bir keresinde şöyle demişti: "Bak sana birşey söyleyeyim de sakın aklından çıkarma ..Hayat,büyük bir oyun salonudur,renkli ışıkların altında kazanalar,zengin olanlar,aynı ışıkların altında herşeyini kaybedenler,bazen kazanıp bazen kaybedenler,öylesine ortada dolaşıp üç beş kuruştan fazlasını oynamaya cesareti olmayanlar,kendini bu renkli cümbüşe kaptırıp bütün hayatını burada geçirenler,gelenler,gidenler..Ama sonunda ne olur biliyor musun?Herkes kaybeder ve kasa kazanır.Aslında kazandıkların da,kaybettiklerinde hepsi buraya ait renkli pullardır.Geçen zaman senindir bir tek.Bunu unutma..."
Ama her kitap benim evim gibi oldu.İçine girip yaşayabildiğim ,sanki oradaki insanları tanıyormuşum gibi dostluk kurabildiğim,birlikte onların hayatlarını,hüzünlerini,sevinçlerini ,korkularını paylaştığım ve belki de asıl önemlisi ,kendimi unuttuğum ve hep güvende hissettiğim evim gibi..
Ve balki de bu yüzden onu gördüğüm an içimde yükselen o mutluluk ve heyecan aynı anda tanıdık bir korkuya dönüşmüş ve ona "Yaz" demiştim.

10 Ağustos 2014 Pazar

OKUDUM 1 # Elif ŞAFAK-İSKENDER

  Öncelikle şunu söylemeliyim ki kitabı çok çok çoook beğendim .Hatta kendi kendime bu kitabı bu zamana kadar nasıl okumazsın diye hayıflandım bile.İskender o kadar akıcıydı , o kadar beni içine çekti ki kitabı elimden bırakamadım.
  Kitap aslında bir ailenin üç kuşağına da mensup üyelerini hikayelerini ayrı ayrı bölümlerde anlatıyor.Hikaye Fırat yakınlarında bir köyde başlayıp,İstanbul,Londra hatta Abu Dabi gibi farklı şehir ve kültürlerde devam ediyor.Hikayede ,Londra'da göçmen ailelerine uygulanan baskıdan,göçmenlerin çektiği sıkıntılardan sıkça bahsediliyor.Tabii ki roman kahramanlarımızın mensup olduğu Toprak ailesi de Londra 'da yaşayan bir göçmen.
  Karakterlere gelecek olursak yazar öyle bir hikaye yaratmış ki,sanki gerçekten yaşanmış bir olayı okuyormuş gibi hissediyorsunuz.İskender,Esma,Yunus,Naze,Pembe ,Cemile...hepsi bende bir iz bıraktı.Özellikle Pembe ve Cemile..
  Pembe'nin Londra'ya gidip Cemile'nin köyde kalması ,sonra tam tersi...
  Kitabın sonıu beni benden etti,hiç böyle bir son beklemiyordum,şaşırıp kaldı oturduğum yerde..
  Bende okumayan varsa vakit kaybetmeden okumalı bu kitabı..

                       .......................................................................................                                         
  Yıllar sonra Cemile kuyruklu yıldızlar hakkında daha fazla şey öğrenecekti.Anlayacaktı ki,hakikaten bir kuyruklu yıldız gibi tutulmamış yeminler ve gerçekleşmemiş hayallerden oluşan bir enkazı peşlerinden sürükleyerek , çarpışma anına doğru inanılmaz bir süratle gidivermişlerdi.

                                                 .............................................                                                    
  Ta Nuh Nebi'den beri Mezopotamya yerlileri Tanrıların Gözyaşları derdi elmaslara.Onların gökteki yıldızlardan dökülen tozlardan veya fırtınalı gecelerde yıldırımlardan kopan kıymıklardan yapıldığına inanılırdı.Ne hayal gücü!İnsanlar anlayamadıkları bir cisimle karşılaştıklarında başlıyorlardı uydurmaya..

                                              ................................................                      
  İnsan ömrü kısaydı,bir kurtçuğunkinden farksız.Ya da ipekböceğinkinden. Ademoğulları,Havvakızları tuhaf mahluklardı.Kurtçuğa benzetsen alınır,ipekböceğine benzetilmekten keyif duyarlardı.Böceklerden iğrenir ama parmaklarına uğur böceği konsa hayra alamet sayarlardı.Sıçanlardan tiksinir,sincaplara bayılırlardı.Akbabaları itici,kartalları heybetli bulurlardı.Sinekleri hor görür, ateşböceklerine bayılırlardı.Bakır ve demire ehemmiyet vermez,altına taparlardı.Ayaklarının altındakı taşlara dönüp bakmazken mücevherler için delirirlerdi.

                                               ............................................                                                              
  Ne kadar saf ve kusursuz da olsa inci,istiridye kabuğunun  içine giren bir toz zerreciğinden oluşuyordu.Demek ki çirkin bir cisim bile şahane bir varlığa dönüşebiliyordu.


6 Haziran 2014 Cuma

Ruhi Mücerret'i an itibariyle bitirmiş bulunmaktayım.Yazarın okuduğum ilk kitabı olmasına rağmen dili çok hoşuma gitti acayip akıcı yazıyormuş şuana kadar okumadığım için kızdım kendime ! Kitaptan bahsedecek olursam çok eğlenceliydi akıcı da olduğu için çabuk bitti zaten yazar da kitaplarının çabuk okunmasını istediğinden böyle yazıyormuş .Dediğim gibi kitap eğlenceliydi,kelime oyunları çok fazlaydı yani okurken tebessüm etmemek elde değil .Kitabın kurgusunu da çok beğendim sıra dışıydı.Aynı şekilde kitapta geçen karakterlerin isimleri de sıra dışıydı ve hoşuma gitti örneğin; Ruhi MÜCERRET,Masum CİCİ,Avni VAV,Nazlı HİLAL,Civan KAZANOVA,Serpil SİLAHLIPERİ ve Fujer FUJİ :)
Kitapta altını çizdiğim birkaç cümleyi paylaşmak istiyorumm:
'Hiçbir şey göründüğü gibi değildir.Çünkü hiçbir şey görüntüden ibaret değildir.'
'Yalan insanı aptallaştırır,hakikat ise delirtir.'
'Yaşamak benim kronik hastalığım'
'Kaderini çizerken cetvel kullanmazsın'
'Mezar taşıma "uykum eskisinden de ağır" yazdırsam iyi olacak'
'Bedenin yaşı bellidir lakin ruhun kaç yaşında bilemezsin'
'Nazlı HİLAL'le aynı şiirin kelimeleriyiz...Fakat ben sayfanın yakılmış kısmındayım'
' Ya Rabbim bu kadını görünce nasıl da palyaço yiyen yamyam gibi şenleniyorum'
Bu kitabı daha önce okuyanlar bu cümlelerin nerelerde geçtiğini anlayacklardır .Eğer okumadıysanız ben bu eğlenceli kitabı okuyun derim :)